• Şuna inanmak lazımdır ki, Dünya yüzünde gördüğümüz her şey Kadının eseridir.
    Mustafa Kemal Atatük

  • Kadınların
    Seçme ve Seçilme Hakkı

    5 Aralık 1934’te Anayasa ve Seçim Kanununda yapılan yasa değişikliği ile tanınmıştır.

    Devamı

İlkleri başarmaya cesaret eden tüm Kadınlara saygıyla…

Kadın, Evrenin devamlılığında rol oynayan bir bütünün en büyük parçasıdır.

Tanrının armağanı sonucu kendi bedeninde bir ruhu olgunlaştırıp o tinin, bedenine kavuşmasını sağlayan kadın, soyun ve evrenin devamlılığında rol oynayan bir bütünün en büyük parçasıdır. Ata binme, kılıç kuşanma, güreş, avlanma, ok atma, cirit atma ya da at yarışları…

Bu kelimeleri duyunca geçmişten günümüze bir erkeğin savaşçı ve kahraman kimliği vurgulanmış gibi algılıyoruz, öyle değil mi? Türk erkeği kahramandır, cesurdur, yiğittir, Oğuz Han olarak da bilinen düzenli ordunun temelini atan Metehan’dır, Tanrı’nın kırbacı olarak nitelendirilen Atilla’dır, Anadolu’nun kapılarını biz Türkler’e açan Alparslan’dır, İstanbul’u feth eden Fatih Sultan Mehmet’tir,

Çaresiz kalmış her bir toprağı işgal altına alınmış sönmüş bir külü alevlendiren Avrasya Türk’ünü yeniden dirilten Mustafa Kemal Atatürk’tür. Asıl anlatmak istediğimiz; Büyük Kiros’u kana boğan Dünya Tarihi’nin ilk kadın hükümdarı Tomris Hatun’dur, Bizans imparatoru I. Jüstinianus’u dize getiren Sabar’ların lideri Boarık Hatun’dur, Ülkenin işgali sırasında halkı ayağa kaldıran Halide Edip Adıvar’dır, vatanı uğruna kundaktaki bebeğini ardında bırakarak canı pahasına tarih yazan Nene Hatun’dur, bizim TÜRK KADINIMIZ

Kadın, Çocuktur aslında…

Kadın, İNSAN‘dır her şeyden önce…

Köklü bir milletin tarihini tanımanın en iyi yolu Kitabeleri, Mitolojisi ve Destanlarıdır.

Dede Korkut Hikayesi’nde kadın için “Evin Direği” kelimesi kullanılmıştır. Bildiğimiz üzere Göçebe Türkler, o günkü şartlar gereği hayatları boyunca yaşamlarını çadırlarda sürdürmekteydiler. Biliyoruz ki Türk-Altay halk kültüründe, görkemli büyük çadırlar “otağ” olarak adlandırılmıştır. Her kurulan otağın ortasında bir direk bulunmaktadır. Bu direk, otağın ayakta durması için öncü rol oynamıştır. Direk olmazsa otağ kurulmaz, direk yıkılırsa otağ yıkılır. Kadın olmazsa ev kurulmaz, kadın yıkılırsa aile yıkılır çünkü…

Bir Kazak Atasözü der ki;

Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik ise kadındır”.

Altay Yaratılış Destanı’nda, Ülgen’e (Yaratıcıya) yeri göğü yaratmasına ilham kaynağının “dişi bir ruha sahip” ilahi bir varlık olarak imgelenen Ak Ana’nın, olduğu belirtilmiştir.

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği

K a s a i d ?

KASAİD, Prof. Dr. Afet İnan ve Arkadaşları tarafından 1953 yılında kurulmuştur ve kurulduğu tarihten itibaren faaliyet gösteren bir dernektir. 1968 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile “Kamuya Yararlı Dernek” statüsüne erişmiştir. Derneğin Genel Merkezi Ankara’dadır.

Dernek kurulduğu günden bu yana, kadın haklarının korunması, geliştirilmesi ve eşitlik konularında gönüllü çalışmalar yürüten, kar amacı gütmeyen, kamu yararına çalışan bir dernektir.

KASAİD’in amacı; Kadınların sosyal ve kültürel alanda gelişmeleri, kadınların çağdaş ve toplumun eşit birer bireyi olmaları yönünde çalışmalar yapmaktır.

Ayrıca kadınların karar mekanizmalarında yer almalarını teşvik etmek ve geliştirmek üzerine de çalışmalar sürdürmektir.

Dernek stratejileri;

  • Konferanslar, Seminerler, Kurslar ve Yarışmalar düzenlemek,
  • Aynı amaca yönelmiş diğer kadın dernekleri ve kuruluşlar ile işbirliği yapmak,
  • Kadınların eşitliği, yasal hakları ve haklarının geliştirilmesi konularında kamuoyu oluşturmak ve bu amaçla projeler geliştirmektir.

Faaliyetlerimiz

Faaliyetlerimizden ve Etkinliklerimizden haberdar olun…